Klasikten Ayrılmadan Modern Tıp

Yeni hizmete girmiş olan muayenehanesinde pek çok insanımızın duymadığı mezoterapi, proloterapi, refleksoloji gibi ‘Geleneksel Tamamlayıcı Alternatif Tıp Yöntemleri’ tedavi uygulamalarıyla farkını ortaya koyan Nöroloji Uzmam Doktor Tuncay Çelik ile bu bilinmeyenler üzerine özel bir röportaj gerçekleştirdik. 
Peki Sayın Hocam, eğitim sürecinde olsun sonraki aşamalarda olsun kendinize örnek aldığınız, rol model olarak gördüğünüz hocalarınız oldu mu acaba, öğrenebilir miyiz? 
Elbette oldu, ihtisasımı Ankara Üniversitesinden aldığını için en çok oradaki nöroloji hocalarımla haşır neşir oldum. Onlardan her şeyi öğrendim. Şimdi emekli olmuş olan Profesör Doktor Nermin Mutluer, yine Profesör Doktor Ayşe Bingöl Hocamız, Profesör Doktor Cenk Akbostancı, yine Profesör Doktor Özden Şener bunlardan bazıları… 
Yoğun bir mesleğiniz ve çalışmalarınız var. Peki Sayın Hocam, iş hayatınız dışında boş zamanlarınızda STK çalışmaları olsun, diğer aktiviteler, uğraşlarınız olsun biraz da onlardan bahsedebilir misiniz? 
Kayıtlı olduğumuz dernekler var. STK’lar var. Bunların en başında tabii Türk Tabipler Birliği Nöroloji Derneği gelir. Yine son zamanlarda Lions Kulübü olarak Kükürtlü Lions Kulübüne bağlı, alt kulüp olarak kurduğumuz sadece hekimlerden oluşan sağlıkla ilgili yardım kampanyalarında da yer aldığımız bir sağlık kulübümüz var. Bunu yeni kurduk yaklaşık 6-7 ay oldu. Bununla ilgili bir çalışmamız var. Mesela Lions Kulübünün Özlücede yaptırmış olduğu bir Alzheimer bakım evi var şu an kaba inşaat halinde. Bu benim branşımla ilgili olduğu için özellikle benilgileniyorum. 
Buranın hizmete geçmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Burası hizmete girdiğinde çok güzel bir toplum hizmeti olmuş olacak. Bu tesisin bitirilmesi ile ilgili yardım kampanyalarını yürütmeye çalışıyoruz. Başka sağlıkla ilgili yeni projeler yapmaya çalışıyoruz, konuşmalar yapıyoruz, halkı bilgilendirmek açısından. Bunun yanı sıra hobi olarak soracak olursanız, annem ve babanı resim öğretmeni olduklarından onlardan kalan bir merak yetenek var. Karakalem çalışmaları yapıyorum. Tıp Fakültesinden sonra üniversitede tercihlerim mimari üzerineydi. O hevesim hiç geçmedi, ev dekorasyonu ve mimari işlerini çok seviyorum. Onlarla ilgileniyorum ve bunun yanı sıra klasik otomobillerle de ilgilenmeyi çok seviyorum. Aynı zamanda amatör kaptanlık belgem var. 

Tuncay Bey, öncelikle sizi biraz tanısak… 1978 yılında Eskişehir’de doğdum. İlk orta ve lise öğrenimimi Bursa’da tamamladıktan sonra Uludağ Üniversitesinden 2002 yılında birincilikle ve onur belgesi ile mezun oldum. Akabinde Tıpta Uzmanlık sınavında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalını kazandım. 5 sene kadar asistanlık dönemim oldu. Asistanlığımı 2007 yılında bitirdim ve uzmanlığa adım attım. Aynı sene içerisinde Nöroloji Derneğinin düzenlediği Nöroloji Board Sınavında Türkiye 2.’si oldum. Ondan sonra mecburi hizmet olarak Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ve sonrasında özel sektöre geçiş yaptım. Bir yıl kadar Balıkesir’de çalıştım. Daha sonra Bursa’da çeşitli özel hastanelerde bulundum. Son bir aydır da kendi kliniğimde hizmet veriyorum. 
Nörololoji bilim dalı deyince ne anlamalıyız? Hizmet sahanız nedir? Nörolojik vakalar denilince öncelikle migren ve diğer baş ağrıları çoğunlukla gelmekte, başı ağrımayan ömrü boyunca hiçbir insan yoktur. Bunun dışında her tür ağrılar geliyor eklem ağrıları geliyor, boyun, sırt ağrıları geliyor, bel fıtığı, boyun fıtığı ağrıları var. Tabii bunlar diğer branşları da ilgilendiriyor ama öncelik ve ilk adını biziz. Bunun dışında nörolojinin ilgilendiği vertigo baş dönmesi, uzmanlık tezim de benim vertigo üzerine, bununla özel olarak ilgileniyorum. Bunun dışında Alzheimer hastalığı geliyor. Bizim Alzheimer ile ilgili şöyle bir hizmetimiz de başlıyor bu muayenehane kapsamında. Hemşiremiz ile birlikte bize gelemeyen yatalak olan Alzheimer hastalarını evinde muayene ediyoruz. Tetkiklerini ve gerekli tıbbi muayenelerini yapıyoruz. Bu çok önemli çünkü bu hastalar aileleri için büyük bir yük. Çünkü yatalak bir hastayı taksi ile getirip götürmek büyük bir eziyet. Bunu ben kendi ailemde yaşadığını için bilirim. Böyle güzel bir hizmet veriyoruz. Bunun dışında Parkinson hastalığı ile ilgileniyoruz, Epilepsi ile ilgileniyoruz. MS’le (multipl skleroz) ilgileniyoruz. Toplum içerisinde çok sık konuşulmaya başlandı ALS ile ilgileniyoruz. Aynı zamanda ayaklarda yanma, karıncalanma, iğnelenme olan Polinöropati ve Nöropatik ağrılarla ilgileniyoruz. Özellikle şeker hastalarında bu çok oluyor. Kas hastalıkları ile ilgileniyoruz. Bunlar nörolojinin ilgilendiği genel konular zaten. Ayrıca, bunların tetkiklerine yönelik, şu anda Bursa’daki en iyi cihazları kullanmaktayız. Bunları yeni getirdik bu tetkikleri kendi bünyemizde yapabiliyoruz. Anlaşmalı olduğumuz kurumlarda görüntüleme yöntemlerini ve kan tetkiklerini yaptırabiliyoruz. Bizim burada en büyük hedefimiz ağrıların üzerine gitmek. Sayın Emine Erdoğan’ın çok üzerinde durduğu bir konu var… Yaygınlaştırmaya çalıştığı bir konu bu; geleneksel tamamlayıcı alternatif tıp… Bununla ilgili Sağlık Bakanlığının da ciddi çalışmaları var. 
Ben de bununla ilgili Sağlık Bakanlığının kurslarına gidiyorum ve bunların onaylı sertifikalarını alıp hastalarımızın bu tür şikayetleri olduğunda alternatif yöntemlerle tedavi etmeye çalışıyoruz. Sonuç olarak Mezoterapi dediğimiz bir tedavi yöntemi mevcut. Bunu estetik olarak da bilirler ama ben bu işin daha çok ağrı kısmı ile ilgileniyorum. Mezoterapi, Fransa’da 1950’li yıllardan itibaren kullanılıyor ve o yıllardan beri ders olarak gösterilmesine rağmen, Türkiye’de son 2-3 yıldır Mezoterapi kullanılmaya başlandı. Mesela biz Mezoterapi’yi ağrı için kullanıyoruz sırt ağrısı, boyun ağrısı, bel ağrısı, eklem ağrısı dahil aklınıza gelebilecek her türlü ağrıda kullanıyoruz. Hastalar bundan çokta fayda görüyorlar, hastaların şikayetlerini bir nebze geçirdiğimiz vakit hastalar mutlu oluyor. 
Bunun dışında yine ağrıya yönelik Proloterapi var. Bunun da sınavını geçtim, yakında belgesi gelecek. Proloterapi’de de özellikle kaslarm tendonlarına, ligamanlarma, yine bazı yüzde 5 şekerli su solüsyonu uyguluyoruz. Bununla dokunun kendi kendini iyileştirmesini sağlıyoruz. Proloterapi’de çok etkin bir yöntem. Özellikle spor yaralanmalarında, burkulmalarda çok güzel sonuçlar alıyoruz. Akupunktur eğitimi de alıyoruz. Bunun eğitimi tam olarak bitmedi birkaç ay sonra ona da başlayacağız. Refleksoloji eğitimini aldık, sertifikası geldi. Refleksoloji ayak masajı olarak biliniyor. Ama aslında ayak masajı değil, çok farklı bir yöntem ayak tabanındaki akupunktur noktalarına iğne batırmak yerine, basınç uyguluyoruz. Aslında temel mentalitesi akupunktura dayanan farklı bir yöntem, tam anlamıyla masaj değil ama toplumda öyle biliniyor. Bunları uygulamaya çalışıyoruz. Ama bunları yaparken modern tıbbın, klasik tıbbın kurallarından ayrılmadan ana unsurlarından ayrılmadan uygulayıp sonrasında da bu yöntemleri uyguluyoruz. 


Gençlere tıp fakültesini, tıp öğrencilerine nörolojiyi önerir misiniz? 
İkincisinden başlayayım; tıp öğrencileri zaten stajlarını yaparken üniversite hastanelerinde, okudukları okullarda bölümleri tek tek dolaştıklarından dolayı zaten hangi branşın kendilerine uygun olduğunu seçebiliyorlar, gözlemliyorlar, karar veriyorlar. Bunun dışında öğrencilere tıp fakültesini elbette öneririm. Çünkü prestijli bir meslek ama eski saygınlığı hem maddi açıdan hem de manevi açıdan düşmekte ne yazık ki; ülkemizde her şey artık fazla. Hekim sayısı fazla, mimar mühendis sayısı da fazla eskisi gibi değil eskiden bu meslekler kıymetliydi. Şimdi çok fazla üniversite var sayı olarak bir şeyden çok olursa kıymeti de azalır ama sonuç itibarıyla yine hekimlik her zaman prestijini koruyor ve sadece prestij anlamında değil, hastalarımızın şurada bir dertlerine derman olmak, onların “Allah Razı olsun” demeleri bile para kazanmanın çok ötesinde. Bizleri memnun ediyor. 
Elbette Tıp Fakültesini öneririm ama ben tıp fakültesini birincilikle bitirmiş bir insan olarak da şunu söylemek isterim. Ben ilkokuldan beri doktor olacağım demiştim. Yani bunu mutlaka en başından itibaren istemeleri gerekiyor. Sonradan ya da anne babaları istedi diye istememeleri lazım. Çünkü aileler genelde çocukların doktor olmasını istiyorlar ama önemli olan çocuğun da en baştan itibaren istemesi lazım. Genç ne istiyor bu çok önemli istek ve arzu çok önemli çünkü siz insan ile uğraşıyorsunuz. Uğraşırken her türlü insanla karşılaşıyorsunuz. Mutlaka çok sabırlı olması lazım. Mutlaka bu mesleği sevmesi lazım yoksa bu meslekte hedeflerinize ulaşamazsınız, devam edemezsiniz bu konulara dikkat etmeleri gerekmekte. Onun için ben, tıp fakültesini tercih etmek isteyen öğrencilere mutlaka tercihlerini yapmadan önce herhangi bir tıp fakültesine gitsinler bir ortamı görsünler derim. 6 yıl okuyorlar, üstüne 5 yıl da asistanlık toplamda 11 yıl sürüyor. Bu 11 yılda doğru düzgün para da kazanamıyorsunuz. Çünkü öğrenci konumundasınız, ciddi bir süre hem maddi hem manevi açıdan gençliğinizin en güzel yılları bunlar. Bunları hesaba katmaları lazım. Karar verme öncesinde böyle bir araştırma yaparlarsa en yararlı kararı verecekleri kanısındayım.

Daha Fazla Yazı Editör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Gül Suyu Kullanarak Cildinizi Güzelleştirin!

Geçmişte gül suyu sadece bir aroma olarak biliniyordu. Ancak gül suyunun güzellik alanında…