Yaşam uzadıkça insanlarımızdaki üretkenlik zorlaşıyor. Bunun sonucu olarak da ya tekelleşmeye gidiliyor yada eskiler taklit ediliyor. Her ikisini de yapmayarak gerçekten üretken bir vizyon ile gayret gösteren markalar ise başarıya doğru uzanıyor.

Geçtiğimiz günlerde bir dostum ile sohbet ederken eşine Uzakdoğu ülkelerinden almış olduğu Safir bir takıdan bahsetti;

İki arkadaş bir iş gezisi sırasında eşlerine bütün dünya iş adamlarının uğrak bir yeri olan ve imallattan direk Safir Takıların satışı yapıldığı bir fabrikaya giderler. İkisi de birer safir yüzük beğenip ödemelerini yaparak o bilindik fabrikadan ayrılırlar. Yurda dönüş yaptıktan sonra bu iki arkadaştan meraklı olan almış oldukları Safir Yüzük için Türkiye’deki maddi değerini sorgulamak ister. Yaşadığı şehrin bilindik Kuyumcular çarşısında birkaç yeri dolaşır. 6.000 TL karşılığında ödeme yaptıkları Safir Taşlı Yüzük için biçilen değer maksimum 300 TL dir. Endişelenip hemen arkadaşını arar ve dolandırıldıklarını düşünür. Birlikte her konuda güvendikleri bir başka değerli taş satıcısını bulup sohbete koyulurlar. Öğrendikleri bilgi şaşkınlık vericidir;

Türkiye’de maalesef birçok sektörde olduğu gibi Pırlanta sektöründe de tekelleşme vardır. Ama bu biraz faklı bir tekelleşme. A firmasından bir pırlanta aldınız. Özel bir insana özel bir günde. Zamanla bu pırlantayı daha değerli bir başka pırlanta ile takas etmek istediniz. Filmin koptuğu yer burası. Eğer pırlantayı aldığınız A firması dışında bir firmaya götürürseniz o firma bu pırlantaya en minimum değeri veriyor ve sizi pırlantayı almış olduğunuz firmanın bir şubesine gitmeye zorluyor. A firmasına yeniden gittiğinizde ise belli bir yüzde kısıtlama yaparak takas yapabileceğini ve eğer satmak isterseniz %50 değerinde  geri alabileceklerini ifade ediyorlar. Kısacası kendilerine mecbur bırakılıyor ve bir kez pırlantayı aldıktan sonra aynı firma ile haşr olmak zorunda kalıyorsunuz. Eğer çok fazla değer kaybını göze alırsanız o başka. Tabi bu asla her firmayı kapsamıyor. Öncelikle büyüklüğüne değil güvenilirliğine bakılarak alışverişler yapılırsa daha sağlıklı sonuçlara ulaşılacağı aşikardır.

Gelelim bizim iki arkadaşa. Onların durumu biraz daha farklı. Türkiye’de Safir konusunda uzman ve bilgili çok kimse olmadığını bu nedenle tanınmayan bir taşa değer verilemeyeceğini anlatıyor kuyumcu. Yani yaşamış olduğunuz ülke toprakları üzerinde piyasası olmayan bir değerli taşın sahibi olmanız çok da akıl karı bir durum değil. Severseniz ve imkanlarınız çok ise buna lafımız yok tabi. Ama değerli olan herşey heryerde aynı değeri taşımıyor. Bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız size naçizane bir tavsiyemiz…

Daha Fazla Yazı Editör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Az Harca Çok Tarz Görün

Az Harcayarak Çok Tarz Görünmenin Sırları Tarz ve şık olmak için mutlaka çok para mı harca…